image
Tutulma Avcıları Dünyanın dört bir yanında çeşitli coğrafyalardaki kültür yapısını ve tutulmaların bu kültürleri nasıl etkilemesine tanıklık ediyoruz. Tutulma tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din üzerindeki etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyoruz.

Tutulma Avcıları

imageDünyanın dört bir yanında çeşitli coğrafyalardaki kültür yapısını ve tutulmaların bu kültürleri nasıl etkilemesine tanıklık ediyoruz. Tutulma tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din üzerindeki etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyoruz.

Tutulma Avcıları Projesi

Tutulma Avcıları projesi, tutulma tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din üzerindeki etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyor. Kendini tutulmaya adamış ve nerede olsa gidip bu heyecanı yaşayan, görüntüleyen ve bilimsel çalışmalar yapan kişilere 'Tutulma Avcıları' adı veriliyor. Kubilay Akdemir’in 'Tutulma Avcıları' projesi, 1998 yılında gökyüzü fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf çalışmalarıyla başladı. Türkiye, Güney Afrika, Çin ve Sri Lanka güneş tutulmalarıyla Dünya üzerindeki bütün tutulma türleri belglenmiş oldu.

Tutulma Avcıları projesi, tutulma tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din üzerindeki etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyor. Kendini tutulmaya adamış ve nerede olsa gidip bu heyecanı yaşayan, görüntüleyen ve bilimsel çalışmalar yapan kişilere 'Tutulma Avcıları' adı veriliyor. Kubilay Akdemir’in 'Tutulma Avcıları' projesi, 1998 yılında gökyüzü fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf çalışmalarıyla başladı. Türkiye, Güney Afrika, Çin ve Sri Lanka güneş tutulmalarıyla Dünya üzerindeki bütün tutulma türleri belglenmiş oldu.

Tutulma Avcıları projesi, tutulma tarihini araştırırken tutulma efsanelerini, tutulmanın din üzerindeki etkilerini, günlük yaşam ve inanışların belgelerini gözler önüne getiriyor. Kendini tutulmaya adamış ve nerede olsa gidip bu heyecanı yaşayan, görüntüleyen ve bilimsel çalışmalar yapan kişilere 'Tutulma Avcıları' adı veriliyor. Kubilay Akdemir’in 'Tutulma Avcıları' projesi, 1998 yılında gökyüzü fotoğrafçılığı ve belgesel fotoğraf çalışmalarıyla başladı. Türkiye, Güney Afrika, Çin ve Sri Lanka güneş tutulmalarıyla Dünya üzerindeki bütün tutulma türleri belglenmiş oldu.

Tarih boyunca insanlar tutulmalara tanık oldukça, Tanrılar tarafından terk edilmeme korkusu yaşamış ve bu duruma  kendi inançları doğrultusunda çözüm aramışlardı. Örneğin Yunanca bir sözcük olan eclips (tutulma) "terk edilmiş" ve "unutulmuş" anlamlarına gelmekteydi. Heredot'a göre bilinen ilk güneş tutulması tahminini Miletli Thales yaptı. Babillilerin 150 yıllık kayıtlarını inceleyen Thales, Güneş tutulmasının ne zaman ve nerede gerçekleşeceğini önceden tespit edebilmişti. Bu güneş tutulması (İ.Ö. 28 Mayıs 585) aynı zamanda Medlerle Lidyalılar arasında beş yıldır süren savaşın bitmesine de neden olmuştu. Savaş sırasında gündüzün geceye dönüşmesini Tanrılardan gelen bir işaret olarak yorumlayan komutanlar barış yapmıştı.

Güneş tutulması belki de en çok Mısır uygarlığını etkilemiştir. Eski Mısırlıların Güneş Tanrıları (Ra, Horus, Aton) ve Güneş'in hareketleri üzerine oturtulan dini inançlarında Güneş tutulmasının farklı bir yeri vardı. Tanrı Horus, Işık ve Güneş'i temsil ediyordu. Şahin olarak tasvir edilen bu Tanrı gökyüzünde, burçların üzerinde dolaşırdı. Kanatlarında Güneş'in yakıcı kudretini ifade eden, ağızlarından ateş püsküren iki yılan bulunurdu. Horus'un sol gözü Ay, sağ gözü ise Güneş’ti. Kötülük Tanrısı Set ile devamlı savaş halindeydi. Horus bu savaşları daima kazanır, Set de geçici zaferlerle yetinirdi. Set, bu geçici zaferlerinde Horus'un bir gözünü çıkarırdı ki, bu olayın sonucunda ya Ay ya da Güneş tutulması gerçekleşirdi. Horus ile Set'in arasında barışı sağlamak için Yer Tanrısı Geb duruma el koyar; Güney Mısır'ı Set'e, Kuzey Mısır'ı da Horus'a vererek arayı bulur, tutulma da sona ererdi.

Türk mitolojisinde de Güneş ve Ay önemli yer tutmuş ve güneş hep birinci sırayı almıştır. Prof. Dr. Bahaeddin Ögel bunu, Türklerin her çağda güneşli yerlerde yaşamalarına bağlar. "Çin ve Hindistan'da olduğu gibi gökleri, bulutlarla kaplı değildi" der. Hunlar hem Güneş hem de Ay'a saygı gösterir ve kurbanlar verirlerdi. Güneş doğunun, Ay batının sembolüydü. Güneş dişi, Ay erkekti. Örneğin Anadolu'da hala "aydede" denilir. Yakut Türkleri’nde Güneş Tanrısı Kün Toyon'du. Ay ile Güneş kavga eder, kötü ruhlar Güneş'i ele geçirince de tutulma olurdu.